Pencereden dışarıyı seyrediyordu, bir an kendinden dışarı çıktığını sanki kendisine dışarıdan baktığını hissetti. Bir çocuk belirdi gözlerinin önünde küçük, masum. Pati pati yürüyordu. Tam koşmaya başlamıştı ki pat diye düştü bir an, etrafına baktı, ağlamaklı oldu, sonra zorlanarak kalktı. Gülümsedi. Başarmıştı, düştüğünde ayağa kalkmayı öğrendi..

Biraz daha büyüdü çocuk. Nice badirelerden geçti; kimi zaman ağladı, kimi zaman güldü. Bazen başardı, bazı zamanlarda ne yaparsa yapsın yaşaması gerekeni yaşadı. Boyun eğdi, teslim olmayı öğrendi..

Gözleri yaşlandı bir an, canı yanmıştı üzülmüştü bazı zamanlar. Ağladı, kimi zaman yalnız; kimi zamansa başını dayadığı bir omzu vardı. Hayatın tozpembe olmadığını anladı, acıdan kaçılmayacağını ancak onu kabul ederek, yaşayarak içinden geçilebileceğini idrak etti..

Büyüdükçe farklı insanlar tanıdı. Hayatın tek yüzü yoktu. Herkesin kendince getirdiği doğrularla var olduğunu, bu canını yakıyor olsa da onların da kendi geçmişlerinin izlerini taşıdığını gördü, fark etti. Sevmeyi, her şeye rağmen kabul etmeyi ve affetmeyi öğrendi..

Kaybetti bazen. Sevdiklerinin acısını yaşadı, öfke duydu, inkâr etti. Bir süre sonra kabullenmeyi öğrendi. Böylece hayatın anlamını sorgulamayı, yaşamın sırlarını çözmeyi, acıyan yerden yeniden doğrulmayı denedi. Çabaladı, yüzünü yeniden hayata döndü. Tüm duyguların yaşanması gerektiğini, hiçbir halin kalıcı olmadığını, sabrın sonunun selamet olduğunu öğrendi.

Gördüğü çocuk işte karşısındaydı şimdi. Tüm acısıyla, sevinciyle, neşesiyle, hayalleriyle, ümitleriyle durup ona bakıyordu. Gülümsedi. “Seni seviyorum küçüğüm” dedi. “Her şeyinle kabulümsün. Beni bugüne getiren her şeyinle bensin çünkü, benden bir parçasın. Seni çok seviyorum, reddettiğim her bir parçam için senden özür diliyorum…” .

Gülümsedi çocuk, arkasını döndü ve gözden kayboldu. Artık var olmanın gizemini çözdüğünü hissetmişti. Kendine geldi bir de baktı ki pencereden yayılan güneş yüzünü ısıtıyordu. O sıcacık sevgiyi yüreğinde hissetti, gözlerinden bir damla yaş süzüldü ve dilinden şu sözler döküldü:

“Yaraları şifalandıran Allah’a hamdolsun…”

İçimizdeki yaralı çocuğa…

Sevgiler,

Büşra Betül.