Dr. Gabor Mate’i tanıyanlarınız vardır. Hayatını, travmatik deneyim yaşayan ve sonrasında hastalık ya da bağımlılık geliştiren kişilerin çocukluk dönemlerinde yaşadıklarını ve aile yapıları ile ebeveyn ilişkilerini incelemeye adamış bir tıp doktoru.  Geçtiğimiz yıllarda “Travmanın Bilgeliği” ismiyle hazırladığı ve pek çok mecrada yayınlanan bir çalışması ile gündeme gelmişti. Ayrıca “Vücudunuz Hayır Diyorsa” adında bir kitabın da yazarı.

Dr. Gabor Mate bir konuşmasında* Budist Öğretmen Thich Nhat Hanh’ın bir sözünü aktarıyor. Hanh diyor ki: “Bir ebeveynin çocuğa verebileceği en büyük armağan kendi mutluluğudur.” Ne kadar öz bir ifade öyle değil mi? Zira bir bebek daha anne karnına düşmeden önce anne ve babasının deneyimlediği duygulardan etkilenir. Bu sürecin hamilelik öncesindeki 9 aydan başlayıp bebek 1 yaşına gelinceye kadarki dönemi kapsadığı ifade edilmektedir. Dolayısıyla anne ve babanın duygusal sağlamlığı, birbirileriyle ilişkilerinin kalitesi ve bebek hakkındaki hayalleri/düşünceleri hepsi bebeğin hücresel hafızasında yer edecektir.

Bir anne** düşünün, hamilelik sürecinde ya da birkaç ay öncesinde bir yakınını kaybetmiş olsun. Psikolojik olarak çöküntü yaşadığı bu süreçte eğer duygularını sağlıklı bir şekilde yaşayamamış ve bastırmak zorunda kalmışsa, dünyaya getirdiği bebek bu duygusal yüklerle hayata merhaba diyecektir. İlerleyen yaşlarında da anlamlandıramadığı bir yas duygusu ya da kaybetme korkusu ile yüz yüze gelebilir. Ya da hamilelik sürecinde eşler arasında kavgalar, anlaşmazlıklar ve sevgisizlik varsa, bebek dünyaya geldiğinde bu huzursuzluk hissi ile bağırsak ve gaz problemleri yaşayabilir. Ayrıca çatışmalı bir ilişki modelinin içine doğduğu ve bu şekilde büyüdüğü için, kendi ilişkisini yaşayacağı yaşlarda ya korkup ilişkiden tamamen uzaklaşacak ya da aynı şekilde çatışmalı bir ilişkiyi tekrar edeceği bir partner seçecektir.

Tüm bu örnekleri arttırabiliriz fakat buradan şu sonuca ulaşıyoruz: Hiçbir bebek boş bir hafızayla dünyaya gelmez. Bilakis anne babanın duygusal çatışmalarından, hayallerinden, yapmak isteyip başaramadıklarından ve miras aldığı atasal aktarımlardan hafızalar taşımaktadır. Dolayısıyla bir çocuğun ihtiyacı olan şey, maddiyattan çok çok önce sağlıklı bir anne baba ve sağlıklı bir ilişki modelidir. Zira çocuk anne babasının gözünde gördüğü mutluluk hissinden hayata dair güveni alır. Tam aksine hayata gözlerini açtığı ortamda mutsuzluk ve huzursuzluk hâkimse çocuk için dünya kaotik ve güvensiz bir yer olacaktır.

Öyleyse tüm anne babalar ilk yatırımı öncelikle kendilerine ve ilişkilerine yapmalıdır. Zira ebeveynin mutluluğu, çocukların mutluluğunun ilk şartıdır.

Sevgiler,

Büşra Betül.

*Gabor Mate’in ilgili konuşmasına buradan ulaşabilirsiniz.

**Anne kadar babanın hayatı da önemlidir fakat bebeği taşıyan kişi anne olduğu için öncelikle anne üzerinde durulmaktadır.